Bölüm 2 - Medyum

Derin bir nefes alarak yerinden fırladı. Soluk soluğa kalmıştı. Elleri titriyor, vücudundan terler boşanıyordu. Bir süre derin derin nefes aldı. Ağzı hala acıyordu. Ellerini yavaşça ağzına götürdü. Dokunmaya çekiniyordu, ama kontrol etmeliydi. Titreyen elini ağzına değdirdi. Birden bir rahatlama geldi. Dişleri hala yerinde duruyordu. Yavaşça ayağa kalktı. Hala kesik kesik nefes alıyordu. Duvarda asılı duran saate baktı. Yüzünde bir tebessüm belirdi. Bir önceki uykusu 11 saat sürmüştü. Oysa şimdi sadece 5 dakika geçmişti. Sendeleyerek banyoya gitti. Yüzünü yıkarsa rahatlayacağını düşündü. Musluğu açıp bir süre suyun akmasını bekledi. Sonra suyu avuçlarına aldı ve sertçe yüzüne vurmaya başladı. Her yüzüne vurduğunda bir şeylerin yanlış olduğunu farketti. Kafasını kaldırıp aynaya baktı. O an şoka girmişti adeta. Daha üç saat önce traş olmuştu ama sakalları uzamıştı. Aklına gelen şeyin gerçek olmasından korktu. Koşarak odasına gitti ve telefonunu aldı. Ekranına baktığında korktuğu şeyin gerçek olduğunu gördü. Uykusu 24 saat sürmüştü.

           Uyuduğu sürenin şokunu üzerinden attıktan  sonra eline resim defterini aldı. Daha önce gördüğü dört rüyada yaptığı gibi anıları tazeyken bu rüyayıda resmedecekti. Resim çizme konusunda duyduğu merak ilk kez işine yarıyordu belki de. Karakalem çalışmayı seviyordu ve ara sıra hoşuna giden manzaraların resmini çiziyordu. Bu kez farklıydı. Zevk aldığı için değil, bir anlam çıkarabileceğini düşündüğü için resmediyordu her şeyi. Resmettikten sonra da pastel boya ile renklendiriyordu ayrıntıları. Çizdiği her şeyin bir anlam ifade ettiğine inanıyordu. Tek sorun ne anlama geldiklerini bilmiyordu.

           İlk rüyayı beş gün önce görmüştü. Uyandığında öldüğünü düşünmüştü başta. Kendini toparlaması zaman almıştı. Ertesi gün yine benzer bir rüya görmüştü. Sonra bir gün uyumadı ve ertesi gün bir rüya daha. Ve sonraki gün bir rüya daha. Rüyalarının hepsi anlamsız ortamlardaydı ve anlamsız nesnelerle doluydu. Korkunç yaratıklar, ilginç mimari yapılar, devasa canlılar, ürkütücü sesler ... Ama en önemlisi hepsinde bir şekilde acı çekiyordu. Ya bir yerleri kırılıyor, ya bir yeri yaralanıyor, yada bir yerlerden düşüyordu. Acı çekmesinin dışında ortak bir şey daha vardı. Hep aynı silüet ... Her rüyada orada oluyor ve onu izliyordu. İri yarı bir yapısı vardı. Üzerinde hep uzun ince bir palto bulunuyordu. Gözlüklerinin çerçevesi zorlukla seçilebiliyordu. Ancak en akılda kalan kısmı korkunç kırmızı gözleriydi. Tüm suratı karanlık içerisinde olan bir adamın dik dik bakan gözleri. Düşünmek bile Semih’in tüylerini ürpertmeye yetiyordu.
     
       Rüyayı görmesinin ardından 12 saat geçmişti. Dışarı çıktı ve arabasına bindi. Yaklaşık yarım saatlik bir yolculuğun ardından medyumun evine ulaştı. Resmi bitirdikten sonra saatlerce rüya tabirleri üzerine araştırma yaptı. İstanbul’da yaşayan en iyi rüya yorumlayan kişiyi buldu. Onun sorularına yanıt bulabileceğini düşünüyordu. Normalde bu tarz insanları hep küçümsemişti. Uydurma işler yaptıklarını ve insanların zayıflıklarını kullanarak para kazandıklarını düşünüyordu. Ancak bu sefer bir fark vardı, kendisi de diğer insanlar gibi zayıftı artık.

Zile bastıktan bir kaç saniye sonra genç alımlı bir bayan kapıyı açtı. “Merhaba, nasıl yardımcı olabilirim?” diye sordu Semih’e. “Medyum Katherine ile görüşecektim. Ben Semih Sargın, randevum vardı.” dedi Semih. Kız kapıyı ardına kadar açtı ve “Hoşgeldiniz Semih Bey.” diyerek onu içeri aldı. Koridorda biraz yürüdükten sonra bir kapıya geldiler. Kız kapıyı çaldı, içeriden “Gel!” diye bir ses yükseldi. Kız Semih’e döndü ve “Buyrun Semih Bey, Madam Katherine sizi bekliyor” dedi. Ve ekledi “Ona mutlaka Madam diyin!”.
  
          Semih’in odaya girmesinin üzerinden yarım saat geçmişti neredeyse. Gördüğü tüm rüyaları anlattı Madam Katherine’e. Her birinin ne kadar korkunç olduğunu, neler hissettiğini, Ne kadar gerçekçi olduğunu ... Tüm detayları anlatmıştı ona, tek bir detay haricinde. Silüetten bahsetmemişti. Medyuma güvenmiyordu. Anlattıklarının çoğu gündelik zırvalardan ibaretti zaten. Dişlerin dökülmüş bu stres altında olduğunu gösterir. Karınca görmek bolluk ve berekettir. Kapalı hava şanssızlık göstergesidir, vb ... Tüm anlattıklarını dinledikten sonra Semih medyumun suratına baktı ve ona “Tüm anlattıklarınız güzel hoş ancak size anlatmadığım bir şey var.” dedi. “Nedir o, lütfen anlatın. Eksik bilgi verirseniz size yardımcı olamam.” dedi madam Katherine. Semih kadını küçümser bir şekilde baktı ve “Bütün rüyalarda aynı adamı görüyorum. Aynı paltolu, gözlüklü ve kırmızı gözlü silüeti.” dedi. Kadın o an şok olmuştu. Bu Semih’in beklediği tepkiden biraz farklıydı. Kadın kapana kısılmıştan çok korkmuş gözüküyordu. Yavaşça Semih’e doğru yaklaştı. Gözlerinden ve hareketlerinden bir şeylerden endişe duyduğu anlaşılıyordu. Gözlerini Semih’in gözlerine dikti ve titreyen sesiyle ona şunu söyledi : “Tabirlerimi unut evladım. Ben rüyalarını açıklamak konusunda sana yardımcı olamam. Ama belki bir şeyler bulmana yardım edecek insanlara yönlendirebilirim seni. İçin rahat olsun evlat yalnız değilsin. Sen silüeti soran üçüncü kişisin.” 

Yorumlar

Popüler Yayınlar